28 Aralık 2015 Pazartesi

NURAY HOCAMIN VERDİĞİ ÖDEVİ BİTİRDİM.

Merhaba Sevgili arkadaşlar. Diktim Diktim Giydim bloğunun sahibesi Nuray hocamızın düzenlediği ekose etkinliğine bende katıldım. Ödevimi bitirdim. Evde kumaş çıkınımı karıştırdığımda tam anlamıyla bir ekoseli kumaşım olmadığını farkettim. Ama yine Ekosegiller familyasının bir kolu olan, uzaktan bakıldığında pötikareli havası veren, yaklaştıkça kazayağı deseni olduğu farkedilen...  yaaa tamam hocam işte dıdısının dıdısı anladık. Ama öyleymiş gibi kabul edin artık. Ödev almışım, bir güzel yapmışım, uğraşmışım artık bir (+) yı çok görme bize. İşte ekosegillerden bluzum :)))


Eveeet modelimiz burda dergisi 9/2012 - 106 nolu vintage model. Modelde yakada bir bant vardı ben onu sevmediğim için yapmadım. Kalıp kusursuz, provasız harika bir kalıp. Hatta bir tanede bu bluzun turkuaz mavisini kestim. Yukarıda metal kemerimle olan görüntüsü. 


Baştan sona kendi el emeğim olan çalışmalarımın önünde bir poz vermeliyim değilmi? 
Arka yakası V yaka olan bluza hareket katmak amacıyla kumaştan yaptığım biyeyi iki sıra şeklinde diktim. Yakayı hazır coton biye ile çevirdim. Siyah tayt pantolon ve stilettolarımla kombini tamamladım. Her zamanki çok sevdiğim topuzumu yaptım. Bu topuzda vintage. Çünkü benim anacığım gençliğinde bu topuzu çok kullanırmış. Aslında kumaşım artsaydı, kendi kumaşından şöyle uzun bir bandana dikip takacaktım ama olmadı.



Aşağıda görünen bu cıvıl cıvıl renkler Kaşe kumaşlarım. Geçen Cumartesi Bakırköy pazarından aldım. Pembe ve kırmızıyı toptan kestirdim. Metresi 15 TL. Ama yeşil kumaşı iki parça halinde 3 tanesi 5 TL. olan kumaşların içine atmışlar. Tabi hemen ikisinide aldım. Birde yanına bir elbiselik kumaş da alarak 3 parçaya 5 TL. verdim. Bazen insanı şansı yaver gidiyor. Aslında sabah erkenden gitseymişim  yığının içinde saks mavi ve yanık turuncu parçalarında olduğunu söyledi satan çocuk, düşünün 6 tane parça alsanız, (çünkü kalan parçalar 1'er m.) 3 tane kaban dikersiniz. Yani 10 TL. ye 3 kaban. Gözünü sevdiğimin pazarı. Haftaya inşallah sabah 5 te ordayım. Çokmu abarttım. :)))


Gidip önce mavi bluzumu bitireyim. Sonra hangi renk kabanıma başlasam diye karar vermem gerekiyor. Önce pembeyi kızım istemişti, sonra kırmızıya döndü. Şimdi didişiyoruz. O benim bu senin diye. Yetiştirebilirsem bir tane daha kareli kumaşım var. Onunla etek dikmek istiyorum. Ekosegillerden. :)))

Rengarenk bir hafta olsun inşallah.






16 Aralık 2015 Çarşamba

AHŞAP BOYAMA SAPLANTISI -2-

Bir dönem ahşap boyama saplantı halini almıştı ya, işte bugün 2. kısmını yayınlıyorum.



Evet Sevgili Arkadaşlarım, görmüş olduğunuz dekoratif çerçeveyi eşimle birlikte yaptık. Marangozluk kısmı eşime, ölçüsü, tülü, posteri, süslemesi bana ait. Salonumda boş bir duvar vardı. O duvarıda bu şekilde doldurmayı planladık. Camdan baktığımda Eyfel kulesini izliyormuşum gibi bir görsel oldu bu. Karşısına geçip kahve içmek pek keyifli oluyor.


Sonra evimdeki değişik renklerdeki eski çerçevelerimi topladım. Bir güzel akrilik boyayla 2 kat boyadım. Birde vernikledim. Hadi bir değişiklik olsun dedim ve bulaşık teliyle kenarlarını telledim ve eskitme havası verdim. Sonra aldım elime etamini, internetteki, evimdeki kanaviçe dergisinde bulduğum figürleri işledim. Bu duvar da eskitme çerçeve köşem oldu. 


Tabi boyama yetmedi ne yapsam ne yapsam diye düşünürken gittim Eminönüne. Bu polyester çerçeveleri aldım. Tabiki yine iki kat boya ve vernik uyguladım. Birçok yerde ayna takılmış olarak görmüştüm bu çerçeveleri, ama evde aynadan bol ne var diyerekten etamin işlemeye devam ettim. Çok zevkli bir iş. Birde figürler çok zorlayıcı olmayınca, çabuk bitince iki kat zevkli oluyor.


Minik baykuşum ve minik kelebeğim.






Yukarıda görmüş olduğunuz çerçeve boy aynamın çerçevesiydi. Ayna bir tarafından çatlayınca bende tamamıyla söktüm. Tabiki yine beyaza boyadım. (Yakında kendimide beyaza boyamak istiyorum. Bu ne beyaz aşkıdır bilemedim.) ve aşağıda gördüğünüz gibi duvara boş olarak astık. Sonra çerçevelerimi içine yerleştirdik. Diğer aldığım ve boyadığım polyester objelerimi de yerleştirdik. Bir duvarımda böyle "çerçeve içinde çerçeveler" temalı bir duvar oldu.



Artık bu kadar boyama yeter gayrı. Şimdi dikiş dikme zamanıdır. İnstagramdan takip eden arkadaşlarımla bir kaban dikme etkinliği düzenledik. Rengarenk kabanlara takmış durumdayım. Bir şeker pembesi kumaş bulup hemen dikiveresim var. Arkasından şu meşhur bugundy rengi, ördekbaşı yeşil, saks mavisi renklerinde de kabanlar istiyorum. Hiç evde diktiğim kabanım yok ya o yüzden. Ayy yazık bana.  Yanı sıra Nuray hocamın ekose etkinliğini ilk ayağı olan pantolonumu ve ikinci ayağını oluşturacak etek yada elbise arayışlarımda devam ediyor. Arkadan Sevdanın divitin etkinliği başlayacak. Elimde bitirmeye çalıştığım kırlentlerim var. Allahım galiba çok işim var. Ama ben çok mutluyum. Günüm dolup taşıyor. Hiç boş kalıp kendimi dinlemiyorum, canım sıkılıyor diyemiyorum. Hobiler sen nelere kadirsin. Yaşasın hobiler, yaşasın herşeye atlayıp onu bunu yapıcam diye sağa sola saldıran ben gibiler.

SEVGİYLE, HOBİLERLE KALIN...

9 Aralık 2015 Çarşamba

ŞİPŞAK MAVİ ETEĞİM.

Selam arkadaşlar. Geçenlerde arkadaşlarımızla yıllardan beri yaptığımız günümüz vardı. Dolabımı açtım, bu olmaz, bunu giydim, bunu giyecek psikolojide değilim, bu dar gelir diyerek bir dağ yığını halini alan kıyafetlerimle bir müddet bakıştım durdum. Aldı beni bir ne giyeceğim telaşı. Durdum durdum 1 gün kala ne giysem diye düşünmeye başladım. Baktım olacak gibi değil, hemen kumaş çıkınımı karıştırdım. Ne zamandır gözüme kestirdiğim ama bir türlü elimin dikmeye uzanamadığı mavi jarse  içi pamuklu çok güzel bir kumaşım vardı. Birde kalıbından emin olduğum ve modelini çok sevdiğim bir etek kalıbım vardı. İşte dedim birbirleri için biçilmiş kaftanlar.



Burda klasikler 2014/01 sayılı dergideki bu etek kalıbı çok güzel arkadaşlar. Kesinlikle tavsiye ederim. Maksi etek sevenler için çok hoş bir model.


Etek iki parçadan oluşuyor. Hemen masanın üzerine kumaşımı yaydım. Bir güzel biçtim. Kalıptan emin olduğum için sadece iğneleyip makinelerini çektim. Kumaşım esnek bir kumaş olduğu içinde fermuar kullanmadım. Belini içine kıvırıp bir lastik geçirdim. Etek uçlarınıda öylece bıraktım. Çünkü atmayan bir kumaş. Böyle kumaşa can kurban.



Üzerine vazgeçilmezim siyah boğazlı kazak, deri ceket, eteğin altına bot tamamdır. Bir günde biçip dikip ertesi gün gidiğim eteğim bu arkadaşlar. Nuray hocamın ekose şenliğinde yine bu kalıpla ama yünlü kumaştan bir etek dikmek istiyorum. Tabi bu sefer belde çalışıcaz, fermuarda. Yünlü kumaş jarse gibi değil, biraz daha şımarık. Dolabımda hiç kıyafetim yok ya zavallı ben apar topar diktim bu eteği. Yeni projelerde görüşmek üzere.

Sevgiyle ve muhabbetle kalın.

6 Aralık 2015 Pazar

AHŞAP BOYAMA SAPKINLIĞI

İyi pazarlar Sevgili arkadaşlar. Yazın mutfak boyama maceramdan sonra bir daha uzun bir süre boya falan yapmam demiştim. Büyük konuşmuşum. Ahşap boyama bende  bir saplantı haline geldi ki anlatamam.
Aşağıda görmüş olduğunuz zigon, taaaaaaa benim gençliğimden kalmadır. 3 parça idi bir parçasının artık ömrü vefa etmedi. Anacığımdan aldım. Seni baştan yaratıcam dedim ve Sevgili Nowacraft'ında değimiyle estetik ameliyat uyguladım.



Aşağıda ameliyat öncesi ve sonrası yukarıda ise makyaj yapılmış halini görüyorsunuz.. Bu hale kolay gelmediler tabi. Önce aslan oğlum ve onun aslan arkadaşı birer zımpara alıp her tarafını zımparaladılar. Sonra ben nemli bezle tozunu aldıktan sonra iki kat boyadım. İyice kuruduktan sonra sprey vernik uyguladım. Vernik de 2 kat.



































Sonra minnak obje boyama eğilimi başladı bende. Eminönüne gittim. Tahtakalede Sabuncuhan içinde çeşit çeşit objeler var. İstanbulda olanlar için gidin bir bakın derim. Bu minik kuşları, yukarıdaki küçük kasayı, minik evi, içindeki kuşları hep oradan aldım. Hepsi ham boyanmamış şekilde satılıyor. Minik objeleri su bazlı akrilik boya ile iki kat boyayıp vernikledim. Sonra minik evimin arka duvarına peçete ile dekupaj yaptım. Sandığın üzerinde görünen çiçeklerde peçete ile dekupaj oldu. Evimin önünde sarkan kalpleride ben ördüm.
















Bu orta sehpamda bildiğiniz kahverengi bir sehpaydı, üstü vernikli, ama artık seni görmekten bıktım dediğim bir sehpaydı. Boyutları benim salonuma çok uygun olan ve şekil itibarıyle çok hoşuma giden bu emektarıda ameliyat masasına yatırdım. Buncağızda aynı işlemlerden geçti ve gencecik bir görünüme sahip oldu. Bazen diyorum kendimide zımparalsam, boyasam, 2-3 kat vernik atsam bi 10 yaş gençleşirmiyim acaba? :))))

Aşağıdaki ayaklı tepsiyi de Sabuncuhan da buldum. 1 tane kalmıştı,  nasıl kaptığımı bilemedim. Çünkü aramadığım yer kalmadı, yok. Hep kalpli, yuvarlak modeller var bu dikdörtgen model yok. Diğer adı da simitçi tablası olan bu güzelliğide el attım. Yüzü gözü parladı.


Artık iyice abartmaya başlamıştım. Bir elimde fırça, bir elimde boya kovası, sağa sola saldırır hale gelmiştim. Gözüm etrafta dört dönüyordu. Ne bulursam boyamak verniklemek istiyordum. En sonunda bir gün pazardan dönerken bir köşeye atılmış bu meyve sandığını buldum. Dedim "Sen ne güzel benim Burda dergilerimin yeni yuvası olursun. Elimdeki yükleride içine doldurup eve geldim. Sildim zımparaladım, boyadım, vernikledim. İşte sonuç, her zaman elimin altında olması gereken burda dergilerime yeni bir yer olmuşken salonuma da dekoratif bir parça olmuş oldu. Belki ilerde üstüne çiçek, böcek birşeyler çiziktiriririm. Haa birde altına, 4 köşesine tekerlek monte edilecek. 



Artık boyanacak bir şey kalmadı derken, zavallı kocacımda tamda kurtulduk artık derken, bu sefer de çerçevelerime taktım kafayı. Tabiki onlarıda boyadım. E çerçevelerin içi boş kalacak değidi ya. Yeni tutkum etemin panolar. Baykuşlu, çiçekli, melekli, kuşlu, kar kristalli, yoncalı bir sürü işledim. Bir sonraki yayınım yaptığım etaminler  ve boyadığım çerçevelerim olacak. Bu işlerin arasına da, keçeyle süslediğim bir banyo perdesini, rengarenk kırlentleri sıkıştırdığımı da ilave edeyim. Normal değilim ben...

Mutlu Pazarlar.

4 Aralık 2015 Cuma

UZUNNN BİR ARADAN SONRA BEN GELDİMMM

Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım. Nasılsınız? Beni soracak olursanız bir hayli yoğun günler yaşadım. 1 sünnet düğünü ve 1 nişan törenini atlattım. Misafirler ordusu ağırladım. Sonra bir tembellik çöktü üzerime. Aslında boş durmadım ama çalışmalarımı yayınlamak bir hayli zor geldi. Sonra silkelendim, üzerimdeki ölü toprağını attım ve tekrar geldim. Gözükemediğim süre içerisinde halimi hatrımı soran güzel arkadaşlarıma da ayrıca çok teşekkür ediyorum. Şimdi bakalım neler yapmışız.


Ekim ayında yeğenim sünnet oldu. Düğünü için böyle bir krep saten  kumaş almıştım. Kumaştan çok memnun kaldım. Hem tok hemde esnek bir kumaş. 


Bu modeli diktim. Tabi milyon tane prova çıktı. Hatunlar mübarek dalyan gibiler. Bizde minnak bir hatun olunca oradan daralt, buradan kısalt derken fenalık geçirdim. Nihayet bitirdim. Arkada etek detayı var. Yani sadece arkası olan bir pilili etek. Zorladı ama deydi. Bir hayli beğeni aldım. Birde nereden aldın diye sorduklarında "BEN DİKTİM" dediğimde yüzlerdeki o hayret dolu ifadeyi görünce offff deymeyin keyfime. Bir havalandım, bir havalandım, egom tavan yaptı. Ee bu kadar havalanırmısın?Al sana, Düğün salonunda, masanın üzerindeki  koca şamdan bir devrildi ve içinde yanan mumdan biriken sıvı mum olduğu gibi üstüme bir döküldü. Ayyyyy sormayın, şok geçirdim, öldüm üzüntüden. Ne yapalım sağlık olsun dedik, ama fena bozum oldum.



Bir hafta sonra da bir nişan törenine katıldık. Bu sefer özenmiycem, havalanmıycam dedim. Scuba kumaştan paçası bol üstü dar bir pantolon diktim. Üstünede evdeki dantel kumaşımdan gayet pratik bir üst kestim. Giyindim süslendim, nişana gittik. Allahım yaaaa havalanmadık işte yoook bu seferde ayakkabımın topuğu kırıldı. Oturduğum yerden kalkamadım. Seke seke eve geldik. Görüldüğü üzere düğünler nişanlar bana yaramıyor arkadaşlar, illaki başıma bir haller geliyor.Offf yoruldum vallahi.
Neyse Allah beter kazalardan korusun. Düğünlerden sonra ahşap boyama çalışmaları yaptım. Objeler boyadım. Bir sonraki yayınım bu olacak. Şimdilik bu kadar.

Sevgiyle kalın.




5 Ekim 2015 Pazartesi

YAZ BOYUNCA YAPTIĞIM ÇALIŞMALAR...

Merhaba Sevgili Arkadaşlar. Bloğuma uğramayalı bir hayli zaman olmuş. Bu zaman zarfında aslında boş oturmadım. Agustos ayından beri bir DIY merakı geldi bana. Daha önceki yayınımda mutfak boyama maceramı anlatmıştım. Ondan sonrada birçok boyama işleri, örtü ve keçe işlemeleri vs.işler yaptım. Şimdi görünmediğim günlerde neler yapmışım bir bakalım.


Turkuaz rengi üzeri beyaz puanlı duck keten kumaşla mutfağıma bir masa örtüsü diktim. (Tabi bu arada beni puantiye kraliçesi olarak ilan eden Sevgili Sevdacığımı anmadan geçemeyeceğim. Bak Sevda yine puantiye) :))) Duck keten kumaşı kesinlikle öneririm. Leke tutmayan, kolay dikilen ve ütülenen, tok duran bir kumaş. Metresi 12 TL: Masa örtüsünün üzerine keçe ile cupcake işledim. Tabi mutfağında cupcake'i olmayanı dövüyorlar. :)) O yüzden bende yaptım.




Sonra bir damacana örtüsü diktim. Tabiki cupcake'li.
Damacananın çevresinin ve boyunun ölçüsünü aldım. Boğaz kısmına bir tünel dikişi yaptım. Lastik geçirip, keçe  işlememi yaptım. İşte bu. 


Kavanoz kapakları zamanla yıpranıyor. Bende önce onları gümüş renkli yaldız boyayla bouyadım. Sonra örtülerime uygun olarak aldığım puantiyeli kurdeleyi etrafına silikonla yapıştırdım. Sağ fotoğraftaki kapaklı fanusum da düz camdı. 3Kat dekorasyon boyasıyla boyadım. Sprey vernik ile vernikledim. Puanlı kurdeleyle süsledim. 


Artık iyiden iyiye boyama çılgını olup çıkmıştım. Etrafımda ne var ne yok boyamaya başladım. Önceden krem rengi dümdüz olan bu kurabiye standına saldırdım ve pembeye boyadım. Sonra peçeteyle dekopaj yaptım. En son vernik uyguladım. Bence eskisinde daha güzel ve şirin oldu.
                                                                                                                                                   



Düz krem rengi seramik olan bu objeleride pembeye ve mint yeşiline boyadım. Daha sonra üzerlerine çiçek desenli bir peçeteyle dekopaj yapıcam. Ve çaydanlık demliği olanın içine kaktüs ekerek, diğerinide şekerlik olarak kullanacağım.


  




Tabi dururmuyum. Yılardır klasik kahve yada krem renklerinden sıkıldığım salonumdaki objeleride tek tek 3 kat boyayıp vernikledim. Arkada görünen ayakkabı kutularınıda eşim kapladı. Alttaki dikiş kutusu, üstteki ise örgü kutum oldu. 


Bu akıma saksılarımıda ekledim. Bu rengarenk boyaların markası Cadence akrilik boya. Su bazlı olduğu için kokmuyor ve fırçayla çok güzel uygulanabiliyor. İyiki hepsini boyamışım. Ortam cıvıl cıvıl renk cümbüşü oldu.





Eşimde bu DIY çalışmalarına gönüllü katıldı. Kendisine bir terek siparişi verdim. Ölçülerini belirledim. Nasıl bir terek hayal ettiğimi anlattım. Oda sağ olsun beni kırmadı ve işe koyuldu. Terek ortaya çıktıktan sonra benim güzel oğlum saatlerce tahtayı zımparaladı. Bende 3 kat boyadım ve tabi vernikledim. Zorlu ama imece usulü bir çalışma oldu.


Vee bu güzellik ortaya çıktı. Üzerindeki raf örtleri kayınvalidemin çeyizinden kalma. Madem köy havası estireceğiz, o zaman buna antika kaneviçe örtüler yakışır dedim ve değerlendirdim. Ben çok sevdim bu tereği.




Bu sefer yine rahmetli kayınvalidemin annesinin genç bir kızken işlediği ve bana validem tarafından hediye edilen bu güzel örtüleri değerlendirdim. Kullanmaya kıyamadığım bana göre buram buram tarih kokan bu nadide örtüleri eşimle çerçevelemeye karar verdik. Salonumun duvarına astım. Eşim pek bir mennun oldu. 


Daha bitmediii.  Salona bu kadar renk verdik. Birde rengarenk kırlentler olmadan olurmu dedim ve hemen rengarenk coton ipler aldım. İki motif belirledim. Farklı motif araştırmam devam ediyor. 5 tane kırlent olacak inşallah. Bittikçe paylaşırım. 


Bu görmüş olduğunuz kruvaze tülüde ben diktim. Düz tül olarak bir müddet kullandım. Sonra sıkıldım ve kruvazeye çevirdim. Evimin arka tarafına bakan oda diğerlerine göre daha karanlık olduğu için resimde biraz karanlık çıktı. Bu tülü ortadan ikiye böldüm. Perdeciden  üzerinde halkalar dikili olan ve metreyle satılan hazır şeritlerden aldım ve çarpraz olarak diktim. Tülün orta iki ucunu üst üste bindirerek diktim. Halkalardan ipi geçirdim ve aşağı doğru çekerek sabitledim. Yeni tülüm gözüme daha bir hoş göründü.


Bu görmüş olduğunuz dolap eski bir mutfak dolabı. Oğlum önden iki tarafa açılan kapaklar çaktı. İçine nargile malzemelerini koydu. Kapalı haliyle balkonumuzda sedir benzeri bir parça oldu.


Tabiki sedirin üzerinede bir şilte dikmek lazımdı. Hemen kumaş stoklarımı karıştırdım. Birbirine uyan kumaşları tespit ettim. Bir şilte, bir fırfır ve iki yastık diktim. Burada bir ufak tüyo vereyim. Sünger yada elyaf bulamazsanız evde kullanmadığınız kumaşları, giymediğiniz kıyafetleri, gözden çıkarttığınız nevresim yada eski çarşaflarınızı kocanızın ve çocuklarınızın eline tutuşturun, oturdukları yerde kesip dursunlar. Bu kesilen parçalarla doldurulmuş şilte ve yastıklar daha ağır ve düzgün oluyor. 



Veee şu anki uğraşım. 18 Ekimde yeğenimin sünnet düğünü var. Güzel bir tuvalet dikmek istiyorum. Bugün Bakırköyden aldım, krep saten cinsi dökümlü ama birazda tok bir kumaş. Model araştırmam devam ediyor. Kumaşa ve bana yakışacağına inandığım bir model bulunca hemen dikmeye başalıycam. Gördüğünüz gibi bir hayli çalışma yapmışım. Bu arada gezmeyi de ihmal etmedim tabi. Bu çalışmalarımın hepsini instagramda da paylaştım. Takip etmek isteyen arkadaşlarım için sayfanın sağındaki instagram butonunua dokunmak yeterli. Cep telefonundan takip etmek isterseniz funda.caglayan instagram adresim oluyor. Bilgilerinize. 

MUTLU BİR HAFTA BAŞLANGICI VE ONU TAKİP EDEN MUSMUTLU HAFTALARIN BAŞLANGICI OLSUN İNŞALLAH.


SEVGİLERİMLE...


26 Ağustos 2015 Çarşamba

MUTFAK YENİLEME MACERAM

Merhaba arkadaşlar. Geçtiğimiz hafta bir gün, günlük temizliğimi bitirdikten sonra mutfağımda bir kahve keyfi yapayım dedim. Kahvemi yudumlarken içime bir kasvet çöktüğünü hissettim. Sağıma soluma bakındım ve bu ruh halimin mutfak dolaplarımın koyu renginden olduğuna karar verdim. Çünkü bu evime 13 yıl önce taşındığımda günün trendi armut ağacı ve krem kaplama dolaplardı. Ama yıllar geçti, zevkler değişti. Artık dolapları sevmemeye başladım, aniden kafamda bir ampul yandı , ve kendi kendime "Neden dolaplarımı beyaza boyamıyorum?" diye sordum. Hemen harekete geçtim. İnternete girdim, didik didik daha önce boya yapıp tecrübelerini paylaşan arkadaşlarımızın bloglarını buldum. Okudum, okudum, okudum. Artık hazırdım. Aşağıda mutlu sona ulaşmanın karesini görüyorsunuz. Şimdi aşama aşama anlatıma geçiyorum.


Önce DYO mat sentetik dekorasyon boyası aldım, ama uygulamaya geçince hoşuma gitmedi ve buna rağmen bütün mutfağı 1 kat geçtik. İkinci kutuda parlak olanını tercih ettim. Şöyle ışıl ışıl dursun istedim.



Boya fırçası olarak kesinlikle rulo fırça kullanın. Havlu olanını tercih etmelisiniz. Boyanın daha rahat yayılmasını sağlıyor. Biz diğer fırçaları kullandık ama rulo fırça gibi iyi sonuç vermedi.


Boya ve fırça bilgilerinden sonra işlem başlıyor. Önce zımpara yaparak işe başladık. Gördüğünüz gibi prensesim zımpara da yardımcı oldu. Burada dolaplarımın önceki rengini de görmüş oldunuz. Armut ağacı kaplama MDF.


Bu sırada güzel oğlum dolap kuplarını ve kapakların hepsini söktü. Çekmeceleride çıkardık. Bende öyle durup sadece fotoğraf çekmedim, lütfen yanlış anlaşılmasın, teessüf ederim bakın. :))  Fotoğrafları çektikten sonra işime devam ettim. :)))


Bu görmüş olduğunuz ilk kat. Evet haklısınız çok kötü duruyor. Bende hafif bir kalp krizi geçirdim, ama yılmadım. Korkmayın, devam.


İlk kat bittikten sonra oğlum merdiven tepesinde kalakaldı, bende bir sandalye bulup yığıldım tabi. E sıcak bir taraftan, tiner kokusu bir taraftan mahvolduk.


Gördüğünüz gibi bütün kapaklar, kuplar söküldü. Çekmeceler iç dış olarak boyandı.


Bakın burada 3. kat. Çok güzel kapattı ve pırıl pırıl parladı.


Daha önce instagramda ve pinterestte paylaştım. Bir kez daha hatırlatayım. Kuplarınızı rahat boyamak için bir kürdana yada tahta şişlerede geçirebilirsiniz. Bende kürdan vardı. Biraz ince geldi ve bende bir parça peçete sararak kulpları oturttum. Daha sonra evde bir parça köpük vardı ve sapladım. Boya olarak soba boyası dediğimiz aliminyum boyadan aldım, ama kulplar boya tutmadı, çabucak sıyrıldı. Bende çözüm olarak ojeye başvurdum. Kızımın gümüş rengi ojesini kullandım, birlikte iki kat boyadık, sonuç süper oldu.


Hergün bir kat boyadık. Katlar arasında 1 gün kuruma süresi bırakırsanız daha güzel bir sonuç veriyor. 3. katta kuruduktan sonra yani 4. gün vernik uyguladık. Akçalı marka, mobilya için olan sprey vernik kullandık. Üzerindeki talimatları dikkatle okuyun. 25- 30 cm. uzaktan üst üste gelmeyecek şekilde sıkın. Aksi takdirde sprey damlacıklar halinde mobilyanın üzerinde birikiyor.



Çekmecelerin son halini görüyorsunuz.


Buda kiler dolabım. Burada bir türlü doğru ışığı yakalayamadım. Bazı yerler sarı gibi duruyor ama öyle değil. Her yeri eşit şekilde bembeyaz.


Sonra bu gazla kendimi banyoya attım ve banyo dolabımıda boyadım.



Lavabonun altındaki dolap. Yine ışığın azizliğine uğradı ve sarı çıktı. Artık kusura bakmayın.  Sözün özü asla zımparasız boyaya başlamayın, mutlaka havlu rulo fırça kullanın, kat aralarında 1 gün kuruma süresi verin ve mutlaka vernik kullanın. Zımpara boyanın yüzeye iyi tutunmasını sağlarken, vernikte darbelere karşı mobilyayı koruyor. Ben sonuçtan çok memnun kaldım. Mutfağıma bir bahar ferahlığı geldi.


Bu bahar ferahlığına birde deniz esintisi katmak istedim. Pembe, mint yeşili, mor arasında bir hayli gittim geldim ama turkuaz kumaşı görünce vuruldum, ve işte dedim deniz esintisi. Bu güzel kumaşla masa örtüsü, damacana örtüsü, ekmek torbası yapmayı düşünüyorum. Kurdele ise baharat kavanozlarımın kapaklarını süsleyecek. Kumaş üzerine keçeden bir hareket katmak istiyorum ama söylemem sürpriz. 
Çok yorulduk, ama kesinlikle değdi. Ruhunuzu tazelemek istiyorsanız, mobilyanıza yeni bir çehre katmak istiyorsanız, en önemlisi ben yaptım ve başardım duygusunu tatmak istiyorsanız deneyin derim. Artık kahvelerimi bahar ve deniz esintisiyle yudumlayacağım inşallah.

SEVGİLER.